|
Tweet |
TİCARİ KREDİ FAİZİ YÜZDE 50’YE YAKLAŞTI
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre TL ticari kredi faizlerinin temmuz ortasında yüzde 48,9 seviyelerinde seyretmesinin reel sektör açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Çetinkaya, işletmelerin yalnızca yatırım için değil günlük faaliyetlerini sürdürebilmek için de finansmana ihtiyaç duyduğunu belirtti.
Çetinkaya şunları söyledi: “KOBİ finansmana ulaşamıyorsa ekonominin çarkı yavaşlar. Bugün işletmeler krediye sadece yeni fabrika kurmak veya makine almak için ihtiyaç duymuyor. Hammadde almak, stok oluşturmak, maaşları ve diğer cari giderleri karşılamak için de işletme sermayesine ihtiyaç var. Finansmanın maliyeti yüzde 50’ye yaklaştığında bunun yükünü özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler çok daha ağır hissediyor.”
GİDER BUGÜN, TAHSİLAT AYLAR SONRA
Piyasadaki vadelerin işletmeler açısından ayrı bir finansman ihtiyacı yarattığına işaret eden Çetinkaya, çek ve senetle yapılan vadeli ticarette tahsilat süresi ile işletmenin günlük ödeme yükümlülükleri arasındaki farkın nakit akışını zorladığını söyledi.
Personel ücretlerinden SGK primlerine, vergiden kiraya, enerji giderlerinden hammadde ödemelerine kadar birçok kalemin belirli tarihlerde ödenmek zorunda olduğunu hatırlatan Çetinkaya, “İşletmenin giderleri beklemiyor. Ancak sattığı malın veya sunduğu hizmetin bedelini 60, 90 hatta daha uzun vadelerde tahsil edebiliyor. İşte bu süre işletme sermayesiyle finanse ediliyor. Kredi pahalı olduğunda vadeli ticaretin maliyeti de ağırlaşıyor. Nakit akışındaki küçük bir bozulma dahi birbirine bağlı işletmeler arasında ödeme zincirini etkileyebiliyor.” dedi.
KOBİ’NİN FİNANSMAN SORUNU SADECE KOBİ’NİN SORUNU DEĞİL
Türkiye’de KOBİ’lerin üretim ve istihdamdaki ağırlığı dikkate alındığında finansmana erişimin yalnızca bankacılık veya kredi politikası olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Çetinkaya, finansman koşullarının doğrudan reel ekonomiyi etkilediğini kaydetti.
Çetinkaya, “Bir işletmenin finansman nedeniyle yatırımını ertelemesi makine üreticisini, tedarikçisini ve istihdamı etkiler. Stok azaltması üreticiyi, ödeme vadelerini uzatması başka bir işletmenin nakit akışını etkiler. Dolayısıyla mesele tek tek firmaların kredi bulup bulamaması değil, ekonomideki ticari zincirin sağlıklı çalışmasıdır.” ifadelerini kullandı.
ÜRETİM VE İSTİHDAMA SEÇİCİ FİNANSMAN SAĞLANMALI
Enflasyonla mücadele sürdürülürken üretimi ve istihdamı koruyacak finansman mekanizmalarının da güçlendirilmesi gerektiğini belirten Çetinkaya, özellikle üretim yapan, ihracat gerçekleştiren, yatırım planlayan ve istihdam sağlayan işletmeler için uygun koşullu ve seçici kredi kanallarının önemine dikkat çekti.
Çetinkaya sözlerini şöyle tamamladı: “Finansman politikalarında enflasyonla mücadele ile reel sektörün devamlılığı arasında güçlü bir denge kurulmalıdır. Üreten, istihdam sağlayan ve vergisini ödeyen işletmelerimizin işletme sermayesine erişimini kolaylaştıracak mekanizmalara ihtiyaç var. KOBİ ayakta kalırsa esnaf kazanır, istihdam korunur, üretim devam eder. KOBİ güçlenirse Türkiye ekonomisi güçlenir.”