|
Tweet |
1939 ve 1992 depremleriyle büyük acılar yaşayan Erzincan’ın, 17 Ağustos’un taşıdığı anlamı en iyi bilen şehirlerden biri olduğunu vurgulayan Mutlutürk, “Erzincan’ın hafızasında deprem yalnızca bir tarih değildir. Kaybettiğimiz canların, yıkılan yuvaların ve Rabbimize sığınarak yeniden ayağa kalkmanın adıdır” dedi.
ERZİNCAN DEPREM ACISINI NESİLLERDİR YÜREĞİNDE TAŞIYOR
Erzincan’ın 1939 yılında Türkiye tarihinin en büyük deprem felaketlerinden birini yaşadığını, 1992’de ise bir kez daha depremle sınandığını belirten Mutlutürk şunları söyledi:
“Erzincanlı kardeşlerimiz depremin ne demek olduğunu çok iyi bilir. 1939’da on binlerce canımızı kaybettik. 1992’de şehrimiz bir kez daha sarsıldı, hemşehrilerimizi toprağa verdik. Nice ocaklar söndü, nice ailelerimiz büyük acılarla imtihan edildi.
17 Ağustos 1999’da Marmara’da yaşanan felaket de aynı şekilde milletimizin yüreğine ateş düşürdü. Erzincan’dan baktığımızda 17 Ağustos’un acısını yalnızca anlamıyor, kendi tarihimizden dolayı derinden hissediyoruz. Cenab-ı Allah bütün deprem şehitlerimize rahmet eylesin, mekânlarını cennet eylesin.”
CAN ALLAH’IN EMANETİ, TEDBİR BİZİM MESULİYETİMİZDİR
Deprem karşısında tedbir ile tevekkülün birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurgulayan Mutlutürk, Erzincan’ın geçmişte yaşadığı felaketlerden çıkarılan derslerin gelecek nesillere aktarılması gerektiğini ifade etti.
Mutlutürk şunları söyledi:
“Biz Millî Görüş anlayışında insanı merkeze koyarız. Çünkü insan, Cenab-ı Allah’ın yarattığı en kıymetli varlıktır ve can bizlere emanettir. Bu emaneti korumak için bilimden, mühendislikten, sağlam yapılaşmadan ve denetimden hiçbir şekilde taviz veremeyiz.
Tevekkül, tedbiri terk etmek değildir. Önce görevimizi hakkıyla yerine getireceğiz, tedbirimizi alacağız, binalarımızı sağlam yapacağız, şehirlerimizi afetlere hazırlayacağız; sonra Rabbimize tevekkül edeceğiz. İhmali kader diye açıklamak hiçbirimizin hakkı değildir.”
ERZİNCAN’DAN 17 AĞUSTOS’A DUA
1939 Erzincan Depremi’nden 17 Ağustos’a ve 6 Şubat 2023 depremlerine kadar yaşanan bütün felaketlerin unutulmaması gerektiğini belirten Mutlutürk sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu topraklarda çok büyük imtihanlardan geçtik. Her defasında Rabbimize sığındık, milletçe birbirimize kenetlendik, yaralarımızı kardeşlikle sardık ve yeniden ayağa kalktık. Rabbim milletimizin bu birlik ve dayanışmasını daim eylesin.
Ancak kaybettiğimiz kardeşlerimize karşı borcumuz yalnızca onları anmak değildir. Onların hatırasına layık olmanın yolu, çocuklarımıza daha güvenli şehirler bırakmaktır.
17 Ağustos Marmara Depremi’nde, 1939 ve 1992 Erzincan depremlerinde, 6 Şubat felaketinde ve ülkemizin yaşadığı bütün depremlerde ahirete irtihal eden kardeşlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet, yakınlarına sabr-ı cemil niyaz ediyorum. Rabbim Erzincan’ımızı, ülkemizi ve aziz milletimizi her türlü afetten, kazadan ve beladan muhafaza eylesin.”